Haberler

Sarı nokta hastalığı (Yaşa bağlı makula dejenerasyonu)

Göz Doktoru Maryo Kohen, halk arasında ‘Sarı Nokta hastalığı’ olarak bilinen görme bozukluğunun nedenlerini ve tedavisini Şalom okurları için anlattı
Okuma güçlüğü, kırık, çarpık, dalgalı görme ile kendini belli eden rahatsızlıkta en önemli risk faktörü yaş…

Halk arasında ‘Sarı Nokta Hastalığı’ olarak bilinen bu hastalık, gerçekte görme fonksiyonumuzda en önemli rolü oynayan, renkli görmemizi ve görme keskinliğimizin yüzde 90’ını sağlayan makulayı tutan patolojileri ifade eder. Makula hastalıkları içinde en sık rastlanan türünü, yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak sayısı gittikçe artan ‘Yaşa Bağlı Makula’ hastalıkları yani ‘Yaşa Bağlı Sarı Nokta Hastalığı’ oluşturur.

NASIL ORTAYA ÇIKIYOR?

Hastalığın ortaya çıkışı basitçe, retinanın belli tabakalarının metabolik artıkları uzaklaştıramaması ve biriken artıkların yarattığı beslenme bozukluğudur. Hastalığın iki tipi vardır. Kuru tip daha yavaş seyreder ve prognozu daha iyidir. Yaş yani ıslak tipinde ise retina, beslenme bozukluğunu yeni damar üreterek önlemeye çalışır; fakat bu yeni damarlar makulanın yani sarı noktanın yapısını bozarak ve kanama yaparak görmeyi kalıcı olarak bozar. Bu tipte, hastalık hızla ilerler. Hasta başlangıçta okuma güçlüğü, kırık, çarpık, dalgalı görme, renkli görmede bozukluk gibi şikâyetlerle hekime müracaat eder. İleri safhalarda ise baktığı yeri göremediğini ancak baktığı yerin etrafını görebildiğini ifade eder.

RİSK FAKTÖRLERİ

Hastalığı arttıran risk faktörleri incelendiğinde tartışılmayan ve etkinliği kesin olan en önemli risk faktörü yaştır. Hastalık yaş ile doğru orantılı olarak artar. Yaş faktörüne ilave olarak risk faktörleri sıralandığında özellikle güneş ışığı ve sigara diğer önemli risk faktörleri arasındadır.

TEDAVİ

Kuru tipte tedavi, güneş ışığı ve sigaradan uzak durmak dışında çeşitli vitamin takviyeleri almaktır. Hastalık bu evrede sık olarak takip edilir. Eğer yaş tipte dönüşüm olursa hastalık hızla ilerleyebilir. Yaş tipte oluşan damarları solmasını sağlamak en önemli tedavidir. Soldurmayı sağlayan tedaviler arasında uzun zamandır uygulanan çeşitli lazer tedavileri bulunur. Bu tedaviler kısmen başarılı olmaktadır. Bu hastalığın tedavisinde çığır açan gelişme ise, çeşitli kanserlerin tedavisinde kullanılan bir ilacın göz içine enjekte edilmesi ve damarları soldurduğunun belirlenmesi ile olmuştur. Bu tedaviyle hastalığın ilerlemesi dursa da, kaybedilen görme tam olarak geri gelmez. Bu yüzden özellikle 50 yaşından sonra senelik muayene ve sigara ve güneşten korunmak hastalığa yakalanmamak için çok önemlidir.

KIRMA KUSURLARI VE REFRAKTİF CERRAHİ BELİRTİLER

Kırma kusuru nedir?

Göze paralel gelen ışınların retina tabakası üzerinde odaklandığı duruma emetropi denir. Emetropi hiçbir kırma kusuru olmayan gözün durumudur. Bu durumun sağlanamadığı, yani göze paralel gelen ışınların retina üzerine odaklanamaması durumuna ametropi (kırma kusuru) denir. Kırma kusurları hastalık olarak kabul edilmez.

Kırma kusurları temelde dört çeşittir:

Miyopi: Göze paralel gelen ışınların retina önünde odaklanması durumudur. Miyoplar uzağı net göremezler. Ancak yakın görmeleri iyidir. Miyopi büyük oranda genetik yapı ile ilişkilidir. Genellikle 8–12 yaş arasında çocukluk döneminde fark edilir.

Hipermetropi: Göze paralel gelen ışınların, retinanın arkasında odaklanması durumudur. Hipermetroplar özellikle yakın görmede zorlanırlar. Eğer hipermetropinin derecesi yüksekse bu hastalar uzağı görmede de zorlanırlar. Hipermetropi gelişimi büyük oranda kalıtımsaldır.

Astigmat: Gözün değişik meridyenlerde ışınları farklı kırmasına bağlı olarak tek bir odak noktasının oluşmadığı durumdur. Bu hastalar hem uzak hem de yakın görmede problem yaşarlar.

Presbiyopi: Gençlerde göz lensi yumuşak ve esnektir. Şeklini kolayca değiştirip uzaktaki ve yakındaki objelere odaklanmamıza olanak sağlar. Ancak göz lensi kırk yaşından sonra sertleşir ve esnekliğini kaybeder. Esneklik kaybından dolayı yakını görmek ve okumak zorlaşır. Bu normal durum presbiyopi olarak adlandırılır.

Kırma kusurlarının tedavisi

Gözlükler ve kontak lensler kırma kusurlarını düzeltmek için en sık kullanılan yöntemlerdir. Bunlar ışık ışınlarını retina üzerine yeniden odaklayarak iş görürler. Gözlük veya kontak lens kullanamayan, kullanmak istemeyenler için refraktif cerrahi (Excimer lazerle görmeyi düzeltmek veya arttırmak) diğer bir seçenektir. Bu cerrahi yöntemlerde, gözün odaklanma yeteneğini yeniden ayarlamak için, öndeki kornea tabakası yeniden şekillendirilir.

Göz egzersizlerinin, vitaminlerin veya ilaçların kırma kusurlarını önlediğine ya da tedavi edebildiğine dair herhangi bir bilimsel delil yoktur.

Gözlükler: Gözlük takmak, kırma kusurlarının en basit tedavisidir. Gözlük takmak göz kusurunu artırmaz, azaltmaz, sadece görüntüyü düzeltir. Ayrıca gözlükler gözlerimizi ultraviyole gibi zararlı ışınlardan korur. Spor aktivitelerinde ve tehlikeli işlerde polikarbonat yapıda gözlükler kullanmak gerekir.

40 yaşından sonra ortaya çıkan presbiyopi tedavisinde, kırk-altmış yaş arasında yakın gözlüklerinin zaman zaman değiştirilmesi gerekir. Çünkü lensin esnekliği zaman içinde değişir.

Kontak Lensler: Halen çok çeşitli kontak lens tipi, renkli veya numaralı, çeşitli ürünler vardır. Size en uygun lens, zevkinize, kırma kusurunuzun tipine ve hayat tarzınıza göre değişir.

Refraktif cerrahi

Kırma kusurlarının, cerrahi olarak düzeltildiği yöntemlere refraktif cerrahi denir. Refraktif cerrahi, günümüzde en çok uygulanan cerrahi müdahaledir. Son on yılda, iki yüz milyonu aşan insana uygulanmıştır.

Güncel refraktif cerrahi teknikleri

PRK (Fotorefraktif Keratektomi): İlk çıkan yöntemdir. Önce alkol yardımıyla korneanın ön yüzünü örten epitel tabakası kaldırılır. Sonrasında yüksek enerjili ve görünmez lazer ışınları yardımıyla korneanın ön yüzeyi tıraşlanır. Bu teknikte miyopi, hipermetropi ve astigmatı küçültmek veya düzeltmek mümkün olabiliyor.

LASEK (Laser subepitelial keratomileusis): Bu tekniğin PRK’dan farkı, epitel tabakasının bir kenarda operasyon sonrasına kadar korunması ve excimer lazer uygulaması sonrası, kornea üzerine geri kapatılmasıdır.

LASİK (Laser in situ keratomileusis): LASİK miyopi, hipermetropi ve astigmatı düzeltmek için uygulanan kombine bir yöntemdir. Keratom adı verilen özel bir bıçak yardımıyla korneadan bir zar kaldırılıp, geriye doğru katlanır. Daha sonra kalan yatağa excimer lazer uygulanır. Zar tekrar yerine oturtulur.

INTRALASE: Aslında temel olarak LASİK ile aynı yöntem olan bu cerrahi teknikte korneayı kesmek için kullanılan keratom bıçağı yerine çok hızlı atım yapan (femtosaniye) lazer kullanılır. Keratoma karşın çok daha keskin kesi yapabilme özelliğine sahiptir. Kornea zarı kaldırıldıktan sonra teknik aynı LASİK gibidir. En güncel yöntemdir.

Stroma içi kornea halkaları: Stroma içi kornea halkaları orak şeklinde, plastik yapıda yarım halkalardır. Korneayı düzleştirmek için, cerrahi olarak korneanın içine yerleştirilirler. Kornea halkaları, gerektiğinde geri çıkarılabilirler.

Fakik göz içi lensleri: Kırma kusurlarının düzeltilmesi amacıyla, normal göz merceği alınmadan göz içine yapay merceklerin konulduğu bir tekniktir. LASİK, İNTRALASE ve PRK gibi tedavilerin çeşitli nedenlerle uygulanamadığı çok yüksek kırma kusurlarının tedavisinde kullanılmaktadır.

KATARAKT

Göz bebeğinin arkasında bulunan ve gelen görüntünün sinir tabakasına odaklanmasını sağlayan göz merceğinin şeffaflığını kaybetmesidir. Böylece arkadaki sinir tabakasına net görüntü düşmesi zorlaşır.

Kataraktın sebepleri nelerdir?

En büyük sebebi yaşlılıktır. 50 yaşın üzerinde göz merceği bulanıklaşmaya başlar. Şeker hastalığı, kortizon grubu ilaçlar, sigara, aşırı güneş ışığına maruz kalma, beslenme bozuklukları kataraktın daha erken yaşta ve daha sık görülmesine yol açabilir. Göze darbe gelmesi her yaşta katarakt oluşmasına sebep olabilir. Bebeklerde doğumsal katarakt da görülebilir. Anne karnında geçirilen ateşli hastalıklar, metabolik problemler ve doğum travması, doğuştan katarakt yapabilir. Ailede katarakt olması çocuklarda görülme riskini arttırır.

Kataraktın belirtileri nelerdir?

Katarakt, uzağı veya yakını görememe, ışık kamaşması, insan yüzlerini veya yol işaretlerini tanıyamama ve sulanma şikâyetleri yapabilir. Görme kaybı yavaş yavaş oluşur. Çocuklarda, görme kaybına bağlı kayma ilk ortaya çıkan belirti olarak karşımıza çıkar. Kataraktın belirtileri kataraktın çeşidi ve derecesiyle yakın ilişkilidir. Çekirdek kataraktında uzak görme bulanık ancak yakın görmede geçici de olsa ciddi bir rahatlama vardır. Arka zar kataraktında ise, uzak görme nispeten iyi ancak yakın görme çok bozulmuştur; ayrıca parlak ışıkta şiddetli kamaşma vardır. Katarakt ilerlediği zaman uzak ve yakın görme iyice bozulur. Olgunlaşmış kataraktta görme tamamen kaybolmuştur. Yalnızca ışık hissi algılanır.

Katarakt teşhisi nasıl konur?

Hastanın şikâyetleri ve ayrıntılı göz muayenesi ile katarakt teşhisi kolayca konabilir. Ancak çekirdek veya arka zar kataraktının çok erken devrelerinde dikkatli muayene yapılmazsa gözden kaçabilir.

Kataraktın tedavisi nasıl yapılır?

Kataraktın ilaçla veya gözlükle tedavisi mümkün olmayıp ilerlemesini de durdurabilecek etkili bir yöntem bulunabilmiş değildir. Tek tedavisi ameliyattır. Ameliyat, şeffaflığını kaybetmiş olan göz merceğinin alınıp yerine yeni bir göz merceğinin yerleştirilmesi sistemine dayanır.

Katarakt tedavisinin en güncel ameliyat sistemi Fako cerrahisidir. Fako cihazı, saniyede kırk bin defa titreşen ses dalgaları yardımıyla kataraktı göz içerisinde eritir. Böylece katarakt temizlendikten sonra, katlanabilir ve akrilik maddeden üretilmiş mercek göz içerisine yerleştirilir.

Fako cihazı sayesinde göz içerisine çok küçük bir bölgeden girilerek ameliyat tamamlanır. Her türlü katarakta uygulanabilir. İşlem süresi kısalmakta ve ameliyatın emniyeti artar. İşlemi tamamlarken dikiş atmak gerekmez. Ameliyat sonrası iyileşme çok hızlı olur ve hastanın günlük faaliyetleri etkilenmez.

Fako ameliyatı nasıl uygulanır?

Ameliyat öncesinde hastanın ayrıntılı göz muayenesi yapılır. Ultrason ile göz merceğinin numarası ölçülür. Hasta hastaneye yatmadan ameliyat olur. Fako ameliyatı çocuklarda narkoz ile yapılır. Aşırı sinirli ve duramayacak hastalara göz etrafına iğne yapılarak anestezi sağlanır. Ancak hastaların çoğunda yalnızca damla yardımıyla ameliyat yapılabilir. Fako ile katarakt temizlendikten sonra, göz merceği ikiye katlanır ve Fako cihazının göz içerisine girdiği bölgeden yerleştirilir. Ameliyattan sonra hasta hastanede yatırılmaz ve aynı gün taburcu edilir. On dakika gibi kısa bir sürede gerçekleştirilen ameliyat sayesinde hastalar, günlük yaşantısına çok çabuk dönebilirler.

Katarakt ameliyatında yerleştirilen göz merceğinin özelikleri nelerdir?

Tamamen şeffaf ve akrilik denilen özel bir maddeden yapılmıştır. Oldukça dayanıklı ve zaman içerisinde şeffaflığı kaybolmayan bir maddedir. Hastanın göz yapısına göre ölçüsü de değişir. Ameliyat öncesi yapılan ve biyometri denilen ultrason ölçümü bunu belirler.

Akrilik göz merceğinin kaliteli olması oldukça önemlidir. Amerika veya Avrupa kaynaklı olan ve FDA(Amerikan Gıda ve İlaç Örgütü) veya CE onayı olan merceklerin tercih edilmesi gerekir.

Kendi göz merceğimiz, özellikle genç yaşta, uzak ve yakına uyum yapabilme yeteneğine sahiptir. Katarakt ameliyatı sonrasında göz içerisine yerleştirilen merceğinin ise uzağı ve yakını eşit netlikte gösterebilme özelliği yeterli değildir. Çok odaklı göz içi mercekleri (multifokal) bunu bir miktar sağlasa da istenilen amaca tam olarak ulaşamamıştır.

Fako ameliyatı sonrası iyileşme seyri nasıldır?

Ameliyattan hemen sonra görme bulanıklaşır, ancak ertesi gün önemli ölçüde netleşme ortaya çıkar. Bir- iki hafta içerisinde iyileşme tamamlanır. Bu devrede, enfeksiyon ve alerji problemlerine karşı ilaç kullanımı ve göz içerisinin su temasından uzak tutulması gerekir. Ameliyat sonrası uzak veya yakın için küçük derecede bir gözlük kullanımı gerekecektir.

Katarakt ameliyatı sonrası yeniden katarakt oluşabilir mi?

Fako ameliyatı sırasında göz merceğinin arka zarı dışında kalanlar tamamen temizlenir. Dolayısıyla kataraktın tekrarlaması söz konusu olmaz. Ancak ameliyatta yerinde bırakılan ve yapay göz merceğinin oturduğu arka zar zamanla kalınlaşabilir. Bu kalınlaşma, vücut yapısı ve kullanılan göz içi merceğinin kalitesi ile ilişkilidir. İkincil katarakt denilen bu problem YAG lazer cihazı ile kolayca halledilebilir.

Tecrübeli bir elde ve gelişmiş Fako cihazı ile sonuçları çok başarılı bir ameliyattır. Görme kabiliyetini engelleyebilecek herhangi bir retina yani sinir tabakası problemi yoksa ameliyat sonrasında net görme ortaya çıkacaktır.